Serdar Gürel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serdar Gürel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2011 Cumartesi

Gönül Adamı


Gönül Adamı Kimdir ? Bu sorunun muhattabı olmak bile gurur okşayıcı...
"İşte düştü ilk yaprak,
sonbahardır benim aşkımın zamanı. Seni sonbaharda sevdim,
işte buna güven.
unutma sonbahar aşkının ayrılığı olmaz"
diyen, Güneri İçoğlu'nda dile gelen, gözünden yaş, gönlünden gam eksik olmayan üstad Yekta'dır kimi zaman...
İki eli kanda da olsa sevdiğinin gelmesini bekleyen Kaptan Attila İlhan'dır başka bir zaman.
Rakının yanına en güzel mezeleri değil en dost sohbetleri isteyendir.. Neyi, Neyzen'i, Çamlıca'yı, Galata'yı, hüzzamı, segahı sevendir gönül adamı. Kalamış'ta hala bir tatlı huzur arayandır, düşen ekmeği öpüp alnına koyandır, avuçlarında onun sıcaklığını yitirmeyendir. Delide veliyi görebilendir, aradığı define altın değil hiçlik olandır. Münir Özkul'dur, begonyaya,erguvana tutkun olandır gönül adamı... Son fırtınadır, selamdır, sabahtır, Sakallı Celal'dir. Çengelköy'de huzur bulan, arnavut kaldırımında atandır her adımını. Bindiği her dolmuşta 1961 model İmpala'yı arayandır... Fırıncı Nusrettir, güvercin yemleyendir, yanınca sönmek istemeyendir. Kazancı aşk mirası yokluk olandır, sonbahardır, Gülpembe'yi yazandır, çayda demi arayandır, cumbadır gönül adamı cukka değil, vazgeçendir, mektuptur, ahşaptır, köz olmaya niyet edendir. Vakti kerahata getirip meyde dem bulan bir garip Orhan Veli'dir Veli'nin oğlu... Komşu olandır, komşusu olandır "daha hala bendi ben anlamadım" diyen Neyzen Tevfiktir... Kendine benzediği anlar ender olmayandır gönül adamı, zencefildir, tarçındır, Mevlana uğruna can veren Şems'tir.
"Ölen hayvan imiş aşıklar ölmez"diyen Yunus'tur çoğu zaman... Ve önce canandan değil candan vazgeçendir gönül adamı.
bu gün değil yarın değil dündür, dünde olandır kalbi, aklı, imanı....

s.serdar gürel

2 Aralık 2011 Cuma

Hiçbir Şey


Şahrud'un Seydunay'ına duyduğu aşktır ve başka türlüsünü öğrenmektir bildiğin tüm dillerin ve dinlerin !


Alamut'tur bir kıyısı, yıkılan kumdan bir kale diğer yarısı... Hasan El -Sabah'ın sahte cennetidir belki de ya da gerçek bir bahar havası.


Bilmek mi ? şimdiden mümkün değil, anlamaksa uzak ihtimal. Sıyrıldığımızda kendimizden ve geride bıraktığımızda yarınımızı ve ben hiçliğimi ilan ettiğimde ve düne ait olanların dünle gitmesine izin verdiğimizde cancazım belki Nazım gibi müridi olamayacağız Mevlana'nın ama anlayacağım Şahrud mu yoksa Seydunay mıdır suyu kana çeviren !


Kendi cehennemini yaratır her insan ve her cehennem aklar günahlarını yananın. Araf'ta o güzel dağ için Urf olmak, yananı yandığına şükrettirecek ödülüdür bu kafaretin. Oysa övgüye mazhar olan bir sufinin ürkmesi gibi korkutur yanmak için yananı bu ödül. "Tek olanı " aramaktır kendi cehenneminde ateşi körükleyenlerinde, aşka aşık olan Sufilerinde ödülü... Ve cevaplarda değil sorulardadır iman edilen...


Yıldızlı, uzun gecelerde beklenen Nazım'ın gelen kadını değil, Baudelaire'in seni sarıp döne döne götürecek zamanıdır.


Bir gün ölmekle başlayacak ve bir gün doğmakla son bulacak olan. Cevaplarını istemiyorum , sorularım bana yeter !!!

s.serdar gürel

Dünyanın En Güzel


Dünyanın en güzel manzaralı, en keyifli mekanlarından biridir Leb-i Derya (Kumbaracı)...  Orada çektiğim bir program sırasında aldığımız görüntülerden birini paylaşıyorum. Tek kusuru Altınbaş rakısının olmaması ama bu duruma da kadı kızı muamelesi yapıyor konuyu büyütmüyorum :)

Saat XII

çok deniz gördüm
çok da Deniz sevdim
Gezmiş olduklarımın yanında
gezemediklerim de dahil...

güzel dudakları
güzel dudakların sahibi daha da güzel kadınlar tanıdım
jose feliciano şarkılarından fırlamışcasına akdenizli
istanbul gibi ihtişamlı
istanbul gibi dün
ve istanbul kadar anlaşılmaz yağmur kaçaklarını...
bugün öldüğümde yanımda götüreceğim hepsini
yanımda değilse bile
aklımda

leb-i gördüm yani
deryayı da binbir çeşidiyle...
ama
leb-i derya'da gördüğüm gün batımı
gördüm denizlerin biri hariç
-öptüğüm leblerin tümü dahil-
sol memenin altındaki cevahire
iyi ki gelmişiz ulan bu dünyaya
dedirtecek kadar
iyot
dedirtecek kadar
anason
dedirtecek kadar martı...

ah bir de altınbaş rakısı olsaydı !

S.Serdar Gürel

Viva la Revolution


bu gece ay yağdı lapa lapa başkentin sokaklarına
bekçi düdüklerine
palet gürültüsüne
silah seslerine karışan şarkılar eşliğinde ...
ve sabah okula gitmek için uyanan çocuklar
en güzel aydan adamı yapmak için birbirleriyle yarıştılar...
kazananı olmadı
kaybedeni olmadığı gibi
hepsini birinci ilan etti
tüm şehri donatan aydan adamları görenler...
ve ben
senin simsiyah saçlarına yağan
ay taneleriyle
yaptığım aydan senin üzerine
"Viva la Revolution"
yazdığım için aykırı ilan edilip
sürgün olmuşken bu şehirden
sen
ay zincirleri takılmış toplu taşıma aracıyla
her sabah işine gitmeye devam ettin
sana yaptığım şeyi hiç görmeden...
s.serdar gürel

Basketbol Hatıralar


Yıllar önce yaptığım basketbola hizmet etmiş isimlere adanan bir çalışma...

Avrupa 2. Si

A Milli Kadın Basketbol Takımımız Avrupa 2.si olduktan sonra yaptığım çok amatörce bir çalışma, amatörce olması sevmeme engel olmadığı için paylaşmam da değildir diye düşündüm :)

Sela


Anahtarı olmayan kapılar şehrine düştü yolum

nemrut heykelleriyle süslüydü dört bir yanı …

tüm kapıları denedim 12. Kapının ardında buldum seni

yeşilleri turuncular, beyazlar içinde

baştan başa çocuk gözlerin

her gamzende ayrı bir iç deniz

ve etrafını kuşatmış martıların söyleyemediği şarkılar ..

sen vardın

kapın vardı

kapının üzerinde adın

ama adresin değildi orası

üzülmüş, korkmuş, bulutlanmıştın….

Nedenini sordum söylemedin,

tanıdım sesindeki acıyı

Taze ölüleri gören bir şehirde okunan selalar kadar bir hayatın bitişine tanıklık etmişti gözlerin…

Korkma demek isterdim , diyemedim korktukça büyüyecekti sol yanın çünkü

Ve her yeni seferde daha az korkacaktın bundan sonra…

sustum

uyandığımdan beri hala susuyorum

çünkü biliyorum ki gördüğüm rüya değildi….

s.s.gürel